Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı Kitap Değerlendirmesi 2020

din-kilise-sosyoloji

Baykan Sezer Kimdir?

   Toplum farklılaşmaları ve din olayı kitabını değerlendirmek ve daha iyi anlayabilmek için öncelikle yazarın hayatına ve fikirlerinin ortaya çıkışında onu etkileyen olaylara kısaca bakmak gerekir. Ancak bu şekilde kitabın arka planını görebilmemiz mümkün olur.

   Baykan Sezer 1939’da Malatya’da doğdu. Babası göz doktoru Necdet Sezer, annesi ilkokul öğretmeni Melahat Sezer’dir. Cağaloğlu Büyük Reşit Paşa İlkokulu’ndan sonra girdiği Galatasaray Lisesi’nden 1959’da mezun oldu. Bir dönem çeşitli gazete ve dergilerde sinema yazıları yazdı.

1960’lı yıllarda bir süre Fransa’da bulundu. 1968’de “Doğu-Batı Çatışmasında Yunanlılığın Yeri ” başlıklı lisans bitirme teziyle İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1969’da İ.Ü. İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri kürsüsünde asistan ve uzman olarak çalışmaya başladı. 1971’de “Doğuda Yerleşik ve Göçebe Toplumların Sosyolojik Özellikleri Üzerine Sosyolojik Bir Deneme” başlıklı teziyle sosyoloji doktorasını tamamladı. 1972’de İ.Ü.E.F. Sosyoloji Bölümü’ne asistan olarak girdi. 1976’da “Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı ” başlıklı çalışmasıyla doçentliğe atandı.

1988’de profesörlük takdim tezi olarak sunduğu “Sosyolojinin Ana Başlıkları” çalışmasıyla profesörlüğe yükseltildi. 1982’de İ.Ü.E.F. Sosyoloji Bölüm Başkanlığına atandı. 1982-1993 yılları arasında bölüm başkanlığı ve Sosyoloji Araştırma Merkezi başkanlığı, emekli olana kadar da Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı başkanlığı yaptı. 1993’te kendi isteği ile bölüm başkanlığından ayrıldı. 1998’de yine kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emekliye ayrıldıktan sonra da çalışmalarını sürdürdü.

Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı Kitap Değerlendirmesi 2020 1 – kabe din sosyoloji

Din Sosyolojisine Bakış

Türkiye’de din sosyolojisi çalışmaları 1910’lu yıllarda ihmal edilmeyecek bir başlangıca sahipken birinci dünya savaşından 1940’lara kadar birkaç eser ancak ortaya konulabilmiştir. bu durgunluk 1950’lerden sonra Ülgener ve Toplamacıoğlu’nun çabalarıyla dağılmaya başlamıştır. 1970’lerden sonra sosyologlarımız konuyla daha fazla ilgilenme eğilimi göstermişlerdir. Baykan Sezer’in 1976 tarihli çalışması ise yalnızca din sosyolojisi için değil, toplumsal tabakalaşma konusunu birçok toplumun yapısındaki farklılaşmaları din temelli olarak ele almamız açısından önemlidir. 

Kitap Özeti ve Bölümler

 Kitabın kısa bir özetine bakacak olursak beş ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm “din olayı karşısında sosyoloji” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde sosyoloji ve din kavramlarının açıklamalarını yaparak, insan topluluklarının tarih boyunca içine düştüğü çeşitli bunalım ve açmazlardan kaynaklı toplum sorunlarına eğilmelerinin doğal olduğundan ve aslında bunun insanları endüstri ve din alanlarına yönelmelerine sebep olduğundan bahsetmiştir.

Din konusunu neden ele aldığını bu bölümde cevaplamıştır: “Din görüldüğü gibi endüstri devrimi ile yeryüzünde kurulan toplumlar arası kurulan yeni ilişkileri kavrayabilmemize yardımcı olabilecek en önemli kesit. Biz de, bu ilişkiler içinde kendi yerimizi belirleyebilmemiz ve Batı’nın bize verdiği yerin dışında gerçek yerimizi kavrayabilmemiz için din sorununu kendi açımızdan inceleyebilmek amacıyla konu üzerine eğiliyoruz.” Yazar konuyu ele alış şeklini metinde açıkça ortaya koymaktadır ve aslında kitabın tümüne bakıldığında bu merkezi fikir görülmektedir.

Ayrıca bu bölümde konuyu ele alırken karşısına çıkan güçlükler ve sınırlılıklardan da bahsetmektedir. Bunları din konusunun günümüze kadar bütüncü sosyologların tekelinde kalması; yurdumuzda bile konu üzerindeki en basit araştırmaların bile yapılmamış olması, din sosyolojisinde terminolojinin Türkiye’de henüz saptanmamış olması olarak sıralayabiliriz. Bir diğer yandan ‘din, ancak Tanrı ile kul arasındadır.’ demekle dinin sosyolojini dışına itildiğini söyler.

Baykan Sezer buna karşı çıkmaktadır. Ona göre din bir toplumsal olaydır, sosyoloji konuyla bu açıdan ilgilenmektedir. Ortaçağın batı için tüm konularda geri çekilme çağı olduğunu ama islamiyetin aynı dönemde dünya egemenliğinde en önemli rolünü oynayan güçlerin başında geldiğini söyler. Araştırmasını sürdürürken ancak yorumunu destekleyen olayları göz önünde tuttuğuna, yorumun dışında kalan olayları ihmal ettiğine değinir.

Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı Kitap Değerlendirmesi 2020 2 – din hinduizm sosyoloji

 Kitabın ikinci bölümü “toplumlar arası farklılaşmaların temellenmesi ya da din olayının başlangıcı” başlığını taşımaktadır. Dinin doğuşu ve kaynağını temel alan bölüm dinin toplum yaşantısı içerisinde nasıl konumlandığına değinmektedir.dinde bugün gördüğümüz bazı olaylara ilk dinlerde de rastladığımız zaman bu olaylar dinin asli unsurları sayılıp dinin gelişmesi toplumdan soyutlanmış olarak bu unsurlara bağlanmak isteniyor, der Baykan Sezer. dinin bir üst yapı kurumu olduğunu söyler. Toplumun Bireyler üzerinde baskısı ve bireyin kişiliğinin kurulmasındaki önemi dinin o toplumda aldığı yeri kayıtladığı, toplum üyelerinin topluma bağlılık derecesinin dini inançlarının az ya da çok olmasın da etkili oluşunu açıklar. Bu durumda yola çıkılması gereken nokta dinlerin tarım başlangıcındaki durumudur.

Baykan Sezer’in kitapta toplumlar arası farklılaşmaların ilk belirtilerinin nasıl olup da bir din görünümü kazandığı, toplumların kendi benlik ve kişiliklerini niçin dinde ifade etmişlerdir gibi sorulara yanıt aradığını görebiliriz. bu açıdan bakıldığında kitapta düşüncelerini geniş bir bağlama oturtabilmiştir. bu bağlamın temel unsurunu da Doğu-Batı çatışması oluşturmaktadır. Ona göre Doğuda büyük kamu işlerinin büyük toplum birimlerinin ilk nedeni ekonomik ve toplumsaldan önce askeri ve siyasi olmuştur. Askeri alanda mevcut birlik, her yıl toprak taşıyan dolayısıyla toprağı yenileyen büyük asya ırmaklarını hüküm altına almaya izin vermiştir. Üretim tekniğinin karşılaştığı zorlukları karşılayacak ekonomi dışında askeri-siyasi alanda hazır çözümlerin bulunması doğu toplumlarının gelecekteki kaderlerini de çizecektir.

Bu toplumlar vardıkları ekonomik aşamanın, başka deyimle kendi emeklerinin ürünü olmayan bir çözüm yolunu kabul etmek zorunda kalmışlardır. bu zorunluk, bu tür toplumlarda Devlet’in sınıfları yani ekonomik yapıyı yansıtmak yerine toplum üstü bir varlık olarak görülmesine yol açmıştır. ‘Devlet ,Tanrılaşmaktadır.’ der. Ayrıca bu bölümde koşullar ve unsurlar sonucu Doğu da ortaya çıkan dinlerden bahsetmektedir. Brahmanizm’in kuruluş süreci ve Buddhizm’le aralarında ne gibi farklılıklar olduğunu Doğunun tarihsel süreci bağlamında ele alır. konuyla ilgili olarak kast görüşü ve Buddhizm’in kast dışı kesimi kapsayan bir din olarak ortaya çıkışını açıklaması önemlidir.

böylece toplumsal farklılaşmaların dini temellerine açık bir biçimde değinmektedir. ona göre Brahmanizm Hindistan’da tek mümkün toplumsal ve ekonomik sistemin ifadesidir. Ayrıca Batıda dinin ortaya çıkışına ve yunan mitolojisinin bu noktada kaynaklık edişinden bahsetmektedir.

Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı Kitap Değerlendirmesi 2020 3 – din mum ibadet

Üçüncü bölümde ise evrensel dinler konusunu işlemektedir.İlkel dini yapılar geri planda kalırken artık çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş yerine evrensel dinlere doğru bir geçişe tanık olmaktayız. Evrensel dinlerden ilki olarak Yahudilik karşımıza çıkmakta. Baykan Sezer bu bölümde yahudiliği evrensel dinler arasında saymasının nedenlerini açıklamaktadır. Ona göre Yahudilik henüz dinin belli bir kavimden ayrılmamış halidir. Başlangıçta Yahudilerinde bir bölüğünü teşkil ettiği göçebeler için yerleşik uygarlık merkezlerinin savunma yapıları ve gelişmiş silahları karşısında bir tek üstünlük kalıyordu.

Yahudiliğin kökenlerini incelerken, Hz. İbrahim, İshak peygamber, Hz. Yakup, Hz. Davud ve Hz. Süleyman gibi dinin önemli peygamberlerine ve onların hikayelerine de değinmiştir. Evrensel dinler bölümünde Hristiyanlığı’da almıştır. Hristiyanlığın, karşımıza Yahudiliğin bir devamı olarak çıktığını söyler. Bu nedenle de Hristiyanlıkta Yahudilikle kurulmuş düşünce sistemlerinin izlerine rastlayabileceğimizden söz ederken dini yine peygamberler üzerinden temellendirdiği bir biçimde anlatmıştır. 

  Ona göre Buddizm ve Hristiyanlık ya bir çıkmazın ya da bir yenilginin ifadeleri olan dinlerdir. bu temel üzerinde doktrinlerini kaçınılmaz bir biçimde tavizlere dayanarak ve bir çözüm yolu getirmekten aciz oldukları için esas sorunu saklamak üzerine kurmuşlardır. Batı’nın sorunları kökünden çözemeyen Doğu üzerindeki üstünlüğü, Cermenlerin Batı’ya girmeleriyle ortaya çıkan yeni durum Hristiyanlığın yakın doğuda doğmasına rağmen bir Batı ideolojisi olmasına ve kısa sürede evrensel bir nitelik kazanmasına yol açmıştır.

 Yazar kitabın dördüncü bölümünü ise İslamiyet konusuna ayırmıştır. İslamiyeti ele alırken yola çıktığı üç sorunsalı şöyle sıralayabiliriz;

  • İslamiyet’in doğuşunu hazırlayan koşullar nelerdir?
  • İslamiyet, uygarlık tarihi kadar eski Doğu-Batı çatışmasına yenilik olarak hangi unsurları kattı?
  • Dünya egemenliğinden ne anlıyoruz ve bu egemenliğin temelleri nelerdi?

   Ancak Sezer bu noktada islamiyetin nedenleri ve doğuş biçimi konusunun kendi çerçevesini aştığını düşünerek ele almamayı tercih etmiştir. Bu durumun kitabın anlaşılmasını daha kolaylaştırdığını ve konunun sınırları dışına taşmamasını sağladığını düşünüyorum.

     Diğer sorunsalları temellendirirken ise Arap yarımadasının siyasi ve ekonomik yapısını temellendirerek açıklamaya başlamıştır. Mekke o dönemde yunan sitelerine ‘renaissance’ devri İtalyan şehirlerine benzer şekilde bir ticaret şehri görünümünü taşıyordu. Hint okyanusu ile Akdeniz ticaretinin başlıca uğrak yerlerinden biriydi. Şehrin siyasi hayatına büyük aileler hakimdi. Ticaret işleri çeşitli ailelerin aynı siyasi birlik içinde anlaşmalarını ve birlikte yaşamalarını mümkün kılıyordu. Hz. Muhammed Mekke ticaretini elinde tutan büyük ailelere ait olmaması, ancak zengin bir ticaret şirketinin başında bulunması gerektiği görüşlerini savunmaktaydı. Hz. Muhammed’in konuşmaları şehrin imtiyazlılarını tehdit etmeye başlayınca Mekke kendisine cephe almaya başlamıştır. 

   Hz. Muhammed’in Medine’ye göçüyle İslamiyeti artık yalnızca kurulu inanç sistemine bir karşı çıkış, inanç düzeyinde kalan ve bu düzeyde sınırlı bir dünya görüşü olmaktan çıkmış, kendisine bağlanan cemaatin yalnız inanç hayatına değil doğrudan doğruya siyasi, ticari hayatını da düzenler olmuştur. 

  Ancak Hz. Muhammed’in uzun mücadelesini sonuçlandıran en önemli olay peygamberin Mekke’ye dönüşü ve Kabe’deki putları yıkışı olacaktır. İslamiyetin inanç ve ortak bir dünya görüşüne dayalı bir birliğin imkanını ispatlaması ve bu birliğin emrine siyasi bir iktidar ve bir ordu sağlayabilmesi ilerde Doğu halklarına Batı ile çatışmalarında yeni imkanlar getireceği görüşünü savunmaktadır.

  Baykan Sezer bölümün ilerleyen kısımlarında İslamiyetin kaynakları olan Kuran-ı kerim ve sünnet ile ilgili görüşlerini belirtmiştir. Üzerinde durduğu bir diğer nokta ise cihad konusudur. Ona göre cihad anlayışı ve islamiyet Doğu-Batı çatışmasında doğu halklarının kendi kişilik ve benliklerinin ifadesi olarak ortaya çıkacak ve tarihteki yerini kazanacaktır. Ayrıca hilafet, islam aleminde belli bir siyasetin yürütme organı olduğundan bahseder.

     Dinlerin toplum dışında ve topluma yabancı bir unsur olarak düşünülmesi Batı’da başlayacaktır. Dikkat edilirse günümüzde dinin alanı sayılan konular, karşılıkları henüz bilimce doğrulanamayan, bulunamayan sorulardır. Dinler bütün evrensellik iddialarına ve bütün insanlığı kavramak isteklerine rağmen çıktıkları toplumlara ya da toplum türlerine sıkı sıkıya bağlı kalmışlardır. toplumların kendi benliklerinin bilincine öbür toplumlarla aralarında olan ayrılıklarla farkına varmakla ulaşmaları en olağan yoldur. Ancak bu bilincin aradaki farklılıkların gerçek açıklamalarına dayanmamaları ve dünyanın toplumlarca kendileri ve ötesi olarak ikiye ayrılması bugün din olayı gibi karmaşık bir olayın karşımıza çıkmasına yol açmıştır. Dinin belirlediği farklılıklar ve anlam vermeye çalıştığı olaylar toplumsal olaylardır. başka deyişle din kişilerin yalnızca özel yaşantılarında kişisel davranışlarını belirlemekle yetinmemektedir. Aynı zamanda kişiye toplum içindeki ilişkilerinde de yol göstermektedir.

   Sonuç olarak Baykan Sezer’in Sosyoloji Doçentlik Tezinden basılan ‘Toplum farklılaşmaları ve din olayı’ kitabı, bana göre Sezer’in konuyla ilgili fikirlerini akıcı bir üslupla işlediği ve toplumsal katmanlaşmaları din üzerinden anlamak isteyen herkesin okuması gereken temel bir metindir. Konuyu ele alırken araştırmasının dışında bıraktığı noktalar bulunması eserin anlaşılır olma özelliğini kaybetmesine sebep olmamıştır. Ek bölümünde kullanılan 29 Haziran 1970 tarihli Strasbourg’ta XII. Conference Internatiole d’Etudes Altaiques’de sunulan bildiri için hazırlanan notlardan oluştuğunun belirtilmesi dışında Sezer’in kullandığı kaynaklara dipnot olarak yer verilmiştir.

Kaynakça
  • Baykan SEZER, Toplum Farklılaşmaları ve Din Olayı Kitabevi, İstanbul-2011, 182 sy.
  • http://istanbul.dergipark.gov.tr/download/article-file/101020

Sitemizde yer alan Sosyolojiyle ilgili diğer yazılara Okursan Sosyoloji sayfamızdan ulaşabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: