Geçmişe Dönebilmek Şansı Veren Çimenler

gecmise-donebilmek-deneme

Bilmediğim bir şehirdeyim. Bir şansım olsa hayatımın hangi anına dönmeyi yeğlerdim diye düşünüyorum. Sanırım tek bir an olmazdı. Hata yaptığıma inandığım bir çok anı değiştirebilmek isterdim. Ama en baştan başlamayı göze alabilir miydim, bilmiyorum. Karmaşık onlarca an’a ve anı’ya dönmek olurdu bu. Madem öyle diyorum hatalarımı rüyalarımda telafi etmeye çalışıyorum ben de. Bazen kalbimi kıran bir insana bunu söyleyebilen bir ben hayal ediyorum, haksızlık karşısında umutsuzluğa kapılmayan; hayata, kendine ve ruhuna boş özgüvenleri ile etrafta caka satan insanlardan daha çok güvenen. O sırada zihnimde üç an birleşiyor ben istemeden. Bazen buna hiç hakkım olmadığı halde uyuduğum üniversite sıralarına dönüyorum. Bazen yine hiç hakkım olmadığı halde hayatımın ruhumu uykuya yatırdığım anlarına bakıyorum.

Geriye dönmüş olsam daha iyisini yapabilir miydim diyorum. Tüm bildiklerimle on yıl öncesine gidebilsem aynı hataları yapmaktan vazgeçebilir miydim; sanmıyorum. Karmaşık bilim kurgu filmlerinden fırlama bir soru değil bu. Bir gün belki yetmiş yaşımda dönüp tüm hayatını nasıl geçirdin diye kendime sorduğumda hayatıma eşlik eden bir sürü insan, bir sürü soru, bir sürü hata, bir sürü mutluluk ve nihayetinde bunlarla büyümüş kendimi bulacağımı biliyorum.


Nihayetinde uyuduğum tahta sıradan kalkıp tartıştığım insanlara hayata dair kavgama son kez bakıp bu binadan çıkmaya karar veriyorum. Bir lise ve belki bir üniversite ya da bir ilkokul. Hangisi olduğuna karar veremeyeceğim kadar her yaşıma ait simgeler var. Emin olduğum ise bir okulda asla bu kadar büyük bir koridor bulunmayacağı. Çimlerle kaplanmış kare upuzun ve geniş koridorun yerlerinde cüce şeklinde taşlar bulunduğunu fark ediyorum. Merdivenleri bulup artık aşağıya inme zamanı.

Yürüyüşüm daima yalnız olacak bunun farkına varıyorum. Her bir adımımda yanımda başka insanlar olacak ama yine de yalnız olacağım. Şehrin yalınlığı ve yalnızlığı bu duygumu perçinliyor.

Bu şehrin hiçbir yanını gerçekten bilmiyorum. Sana nasıl ulaşacağım ki. Ruhun benden kilometre ötelerde gibi. Bense senin ellerinden tutup bir orman yola girdiğimi hayal ediyorum.Burası hem açıklık hem de yüksek ağaçların gölgelendirdiği bir yol olmalı. Ama sonra fark ediyorum. Elini tuttuğum sen değilsin. Küçük sarı saçlı bir kız çocuğu var, sarı krem arası elbisesi ile birlikte. Bir çocuğun bağlı olduğu kadın olmak bunun nasıl güzel bir duygu olacağını anlamaya çalışıyorum. O sıra hafifçe tümsek bir alana çekiyor beni ellerimden çocuk.

Daha önce bu kadar uzun yeşil çimenler görmediğimi fark ettiğim alanda hızla koşuyor beni bir an bile bırakmadan. Diz kapaklarıma değen çimenleri eziyorum. Buraya bizden önce kimse basmamış. Korkularım aklıma geliyor. Bilinmeyene karşı, ruha karşı, sana karşı. Bu noktaya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Geçmişe dönebilmek şansı veren bu çimenler yüzümü geçmişe dönmenin bir faydası olmayacağını fısıldıyor sanki. İşte o yüzden şimdiki bildiklerimle geçmişe dönsem bile bir şeyin değişmeyeceğinin farkına varıyorum. Elini ver hayat. Bütün bunlara karşı koyacak gücüm yok. Bir bahane ver bana. Tüm ücra köşelerime sinecek bir kokuyu bana ver. Ver ki tüm korkularımla yüzleşebileyim.

Bu hiçte çimenlerin arasında koşturmaya benzemiyor, yüzleşeyim ki insanların en gizli düşüncelerindeki onları bir kıyıya hapseden korkularını idrak edebileyim. Bir ağacın gövdesini ruhumun özgür yanlarıyla usulca kavrayıp öpebileyim. Bu çocuğun avuçlarımdan kayıp gitmesine izin verme sadece. Onun bilgeliğinin beni esir almasına dahi izin verebilirsin. Kelime kelime, şefkat şefkat, adım adım. Yavaşça onun yukarıya doğru yükselmesine parmak uçlarımla kavradığım ağacın ona uygun olan dalına tırmanmasına yardım ediyorum.

Hayatın bana verdiği bu armağanı için teşekkür ederek. Kır evimizin üzerini çok çok yükseklerden örten diğer ağaç dallarına bakıyorum. Sanki o yaprakların ve dalların gölgesinden oluşan bir kürenin içinde yaşıyoruz. Bir çocukla aranda ölsen bile kopmayacak bir bağın nasıl oluştuğunu biraz olsun idrak edebiliyorum. Merhametin kalpte filizlenmesi en kolay duygu olduğunu hissettiriyor bana. Ardından küçük kır evimiz başka insanlarla doluyor. Yolculuğuma eşlik edecek bir çok insanla. Yetmiş yaşımda belki bir gün oraya ulaşırsam baktığımda mutluluklarıma eşlik ettiğini göreceğim şeylerle, anlarla ve anılarla bu neresi olduğunu bilediğim köşeyi doldurmaya karar veriyorum. Ruhumda filizlenen duygular hepsine yetecektir. Onların bereketli olduğuna inanıyorum.

Diğer denemelerimize buradan ulaşabilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir