Birtakım Soruşturmalar – Mutsuzluk Üzerine Bir deneme

birtakim-sorusturmalar-mutsuzluk-üzerine-bir-deneme

Büyükçe tahta bir masa. Bir şamdan ve bir mum. Karşılıklı oturmuyoruz yan yanayız. Tüm ambiyans içinizi kıpır kıpır edecek cinsten. Etraf kendini kahverenginin ve ılık ışığın tonlarına bırakmış. Sanki çocukken anlam veremediğim tüm heyecanların kıyısında olup yine de anlam verememek gibi, tüm insanlığın hissettiğinden farklı olmadığını düşündüğüm bir duygu. Hissizleşmeye başladığı o nokta başta insanı korkutuyor ancak bir süre sonra ona da alışmaya başlıyorsunuz. Duyumsadığınız sadece bir demirin kesilirken çıkardığı ses oluveriyor. Birbirinizin kalbini birkaç küçük parçaya keserken çıkan sesi kastediyorum.

Bir masayı paylaşıyorsunuz, bir mumu, bir hayatı; ancak daha ilerisine geçemeyeceğinizi söyleyen, dile getirilmemiş bir sözleşme var aranızda. Birbirinize dokunabilirsiniz, birbirinizi öpebilirsiniz, yine de kalbinizi bu işin dışında tutmanızı öneririm. İlk defa bunları hissettiğim de şaşırmıştım. Ağlayarak kurtulmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Artık ağladığım zamanlarda başımda ve gözlerimde ağır bir sancı yerini alıp beni durdurmaya çalışıyor. O yüzden vazgeçiyorum. Tüm o zamanlara rağmen onu affetmeye neden bu kadar uğraştığımı hatırlıyorum. Sevgi içinizde kök saldığında sadece toprak olmak istiyorsunuz. Tüm kılcal damarlarıyla sizden beslendiğini bildiğiniz bir sarmaşığı kesmeye kıyamamak gibi. Ancak artık betonlaştığınızı hemen fark edemeyebiliyorsunuz. Bir tıkırtı oluyor, oraya koşmaya uğraşıyor insan. Ayaklarını gri, artık toprak olmayan o fazlalığa gömdüğünü unutuyor. Bazen kızıl günbatımını unutuyor.

Kocaman kalbinde tek başına oturduğunu görmüyor ya, yanında esmer iri yarı bir adamın olduğunu kafasında düşlüyor. Tanıdığınızı düşündüren herkes bir yanılsamaya dönüştüğünde daha iyi anlıyorsunuz. Bu da masadaki işlemeli gümüş kaşıkta kendi yansımamı görmeye benziyor. Ardından hafifçe sola dönüp ona bakıyorum. Hem heyecanlı hem de duygusuz. Öylece birkaç parça kızarmış eti ağzına atmakla meşgul. Yeniden önüme döndüğümde bazı eğrilikleri soruşturuyorum. Neden burada olduğum gibi.

Tabağın kenar işlemeleri kadar aitim buraya. Sarkıntılık eden masa örtüsünün sandalyenin koyu tahtasına temas ettiği yerler ve içimde ukde kalan her an için yanaklarınız kızarabilir sizin de. Benim kadar dağınık tutamlar ördüyseniz saçlarınızda. Dudaklarıma birbirini bilen insanların dokunduğu gibi dokunsun istiyorum. Ancak onun ruhunun değil de karşımdaki tuğla duvar üzerinde duran metal süslemenin tadını hissediyorum damağımda. Şu andan daha lezzetli. Doyduğuma emin olduğum anda kaldırıyorum ruhumu o parıltılı süsün üzerinden. Ardından ayaklarımı zorluyorum. Restorantın ıslak havasını son kez koklayıp ayrılıyorum.

Diğer Deneme yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz!

%d blogcu bunu beğendi: